Üye Ol Anasayfam Yap
Bebek Kokusu'na Hoşgeldiniz. GİRİŞ. Şu anda sitemizde 8 kullanıcı online .
Sitemizin tüm özelliklerine ulaşabilmek için ÜYE olmanız gerekir.
Forumlar Sohbet
Arama Kayıt ol Giriş

Öncelikli Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?
Yöneticiler:

Geçeceğiniz sayfa : < 1 2 3 4 5 6 ... >
Görüntelediğiniz sayfa 1 [10 sayfadaki mesaj sayısı]
Bir önceki konu :: Bir sonraki konu
Paylas   Çeşme Başı -> Nasıl BaşarırızMesaj formatı
 
Canan Çakır
Gönderildi 23/4/2004 17:10 (#68043)
Konu: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Kıdemli Üye

Mesajlar: 6689
50001000500100252525
Bulunduğunuz yer: Balıkesir
Çocuk Sayısı: 3

Öfke, bir sorunu çözmekten çok, bir noktayı ispatlamaya eğilimdir. Öfke gözleri öyle kör edebilir ki sanki öfkeli kişi için başka bir amaç kalmamış gibidir. Kendilerini sıkıca kıvrılmış bir haklılık yayı şekline sokar ve bir anda zemberekten boşanırcasına patlayıverirler. Rakipleriyle barış anlaşması imzalamaktansa, ezmeyi tercih ederler.

“Ben haklıyım sen haksızsın. Ve amacım sadece doğru olduğunu ispatlamak değil, ne kadar kötü biri olduğunu kabul etmeni istiyorum. Seni ezmek istiyorum.”

Peki, “onu ezmek, öbürünü adam etmek veya onlara bir iki şey göstermek” istiyorsunuz. Ya sonra ne olacak? Hep böyle kavga ederek, düğümlenmiş bağırsaklarınız ile vücudunuza zehir şırınga ederek mi yaşamak istiyorsunuz? Ya da öfke alışkanlığınızı kırarak, öfkenizle baş etmeyi öğrenerek sakin sağlıklı bir yaşam mı sürmeyi tercih ederdiniz.? Ya da işyerinizde terfi zamanı geldiğinde es geçilmeyi, akrabalarınızla dalaşıp durmayı, arkadaşlarınızı kaybetmeye son vermek mi niyetiniz?

O zaman işe başlayalım.

Beynin hemen altında HİPOTALAMUS adında yumurta büyüklüğünde bir sinir hücreleri demeti vardır. Hipotalamus doğmakta olan duygularımız için bir yönlendirme istasyonu gibi çalışır. Görevi bu hisleri tepkiye dönüştürmek üzere beynin ön lobuna yollamaktır. Sonuçta hipotalamus duyguların, beyin ise muhakemenin merkezidir.

Haydi gelin öfke gibi bir duygu hissettiğimizde neler oluyor bakalım. Mesela birinin bize hakaret ettiğini düşünüyoruz. Bu mesaj önce hipotalamusa gelir. Ve öfkemizle anında oradayken ilgilenirsek, tepkimiz duygusal ve hatta şiddet eğilimli olacaktır. “Ne cesaretle böyle bir şey yaparsın!” (Rakibimizin gözüne batırmak istediğimiz tırnaklarımız veya çenesine atılan bir yumrukla beraber…)

Halbuki her şeyi sadece bir iki saniye geciktirsek, hipotalamus mesajı yukarı, aklın merkezi ön beyine yollar. Ve algıladığımız hakaretle beynimizde iken ilgilenirsek, muhakememiz işe karışarak tepkimizi belirler.

Şu birine bağırmadan önce ona kadar saymamızı söyleyen eski öğüdün biyolojik temeli bu geciktirme taktiğine dayanır. Ona kadar sayım mesajı beynin iç sıkıntısını doğuran kısmından düşünen kısmına yollamak için gerekli olan süredir.

Hipotalamustaki bu mesajı başka istasyona yollama düğmesini kontrol etmeyi öğrenebiliriz. Bu sadece pratik ve alışkanlık meselesidir. Öfkeye yatkın kişi bunun tam tersini yapar. Yani problemleri beyninde değil hipotalamusunda çözümler ve sonradan pişman olur.

Mağaralardaki atalarımız için hipotalamusla tepki göstermek önemliydi. Keskin dişli kaplan üzerine atıldığında düşünmeye vakti yoktu zaten. Ancak bir şeyler yapacak kadar zamanı vardı. Bugün bile anlık tepkilerin bazen sakin düşünüp taşınmadan daha önemli olduğu durumlarla karşılaşıyoruz. Fakat modern toplumlarda duygusal “atışlar” her zaman hedefin dışına düşüyor.

Eğer beynin soğukkanlı kısmının sıcakkanlı kısımdan devralmasını bekleyecek kadar sabırlı olabilirsek her zaman önümüzde iki seçenek olduğunu görürüz. Evet ilk önce düşünün ve ön  beyine yollayın.


Dürüst bir öfkenin hayatımızda hiç mi yeri yoktur? Tabi vardır fakat ara sıra. Büyük sanatlar ve edebiyat, öfkenin potasında eritilmişlerdir. Haksızlığa karşı ahlaki zorbalık, soylu insanlık önderlerine yardım etmiştir. Öfke, yarıca bizi insanların üzdüğünü, kandırdığını ifade etmenin açık bir yoludur. Öfke, korkuyla yüz yüze geldiğimizde bize cesaret verir. Fakat sürekli yanımızda taşıdığımız, hayata alışkanlıkla verdiğimiz bir tepki durumuna gelmişse öfke, bizi öfkemizin nesnelerinden daha hızlı yok edecektir. Şiddete kapıldığımızda insanlıktan çıkarız, itibarımız azalır, beynimizin aceleci düşünen kısmıyla hareket ederiz ve muhakeme eden kısmı yok sayarız. Ve geri dönülmez hatalar yaparız.

Şöyle düşünün: Çabuk alevlenen kişileri beğenir misiniz? Sevdiğiniz bir daimi somurtkan veya öfkeli var mı hiç?

ÖFKE İLE BAŞ ETME TAKTİKLERİ :

1- DERİN NEFES ALIN :

Bir şey sizi öfkeden deliye döndürdüğünde yavaşça derin derin nefes alıp vermeye başlayın. Bunun iki türlü faydası vardır. Birincisi derin nefes alıp verme sizi oyalayarak sıcakkanlı hipotolamus yerine, serinkanlı beyinde işlenmesi için gterekli zamanı sağlar (ona kadar sayma etkisi). İkincisi oksijenin derin içe çekilmesinin sakinleştirici etkisi vardır. Bu fiziksel aktivite sonucu üretilen endorfinlere benzer. Derin nefes alıp verme etkisini çabuk gösterir, derhal sakinleştirir ve rahatlarız. Ve bu “ilaç” alışkanlık yapmaz, tehlikeli değildir ve hava kadar serbesttir.

Ya da kısa bir yürüyüşe çıkın. Yürümek hipotolamusunuzdan patlayacağınıza, beyninizle düşünmek için gerekli zamanı kazandırır. Ayrıca vücuda oksijen sağlar ve zihni sakinleştirir.

2- İNTİKAM FANTAZİLERİ :

Biri sizi kızdırdığında “Buna nasıl karşılık vermem gerektiğini bulmalıyım, evet ona dersini öyle bir vereceğim ki neye uğradığını şaşıracak, onu rezil edeceğim “ falan demeyin. Bütün yaptığınız sisteminize zehir aşılayarak kendi kendinizi havaya uçurmaktır.

Bunun yerine küçük bir düş kurun, bir intikam fantezisi hayalleyin. Fantaziniz ne kadar çılgınca olursa, onu uygulama olasılığınız o kadar az olur. Ve taşıdığı mizahı daha iyi görebilir, kendinize yönelik yıkıcı bir tepkiden kaçınabilirsiniz.

”Kayınvalideniz size misafir geldi ve yaptığınız kuru fasulye’yi beğenmedi mi?” Hatta eşinizde “evet annemin yaptığı daha güzel oluyor” mu diyor,  derin bir nefes alıp hayal gücünüzü çalıştırmaya başlayın. Tavandan aşağı kuru fasulyeler yağmaya başlıyor. Taban yükseliyor. Duvarlar kayınvalidenizin üstüne üstüne gelip her yer kuru fasulye kaynamaya başlıyor ve kayınvalideniz, çığlıklar atarak “Ayşe, Ayşe! Lütfen durdur şunu, beni affet,  dünyanın en güzel yemeklerini sen yapıyorsun. Bundan sonra sana seni kızdıracak hiç bir şey  söylemeyeceğim, yeter ki beni fasulyelerle ezmekten vazgeç! diye bağırıyor.”

Kin ve öfkenizi bir intikam fantezisiyle boşaltmak, gerçekten kaşımızdakinin “hakkından gelmeye” çalışmaktan psikolojik olarak daha sağlıklıdır. İntikam fantezisi bir güvenlik tıpası rolü oynayarak, sonradan pişman olacağınız ters bir şey yapmaya kalkışmadan kızgınlığımızı atmamızı sağlar.

3- MODEL ALIN :

”Kenidinize kimi model aldınız. Kendi davranışlarınızı açıklamak için hiçbir başkasına baktınız mı? Bizler çoğu zaman hiç farkında olmadan birini model almışızdır. Kendinizi “babam hep kızgınlıktan köpürürdü”, “annem çok öfkelidir” vs vs derken buluyıor musunuz?

Modeller “iyi modeller hatta doğru kullanılabilirse kötü olanları bile- son derce değerlidir. Öfkelermizle başa çıkmaya çalışırken modelleri düşünmek hayal gücümüzü kullanmanın bir yoludur. Başka birinde ne kadar çirkindurduğunu görmek, kötü bir alışkanlığı kırmanın en iyi yoludur. Ayrıca bir problemi takdir ettiğimiz şekilde çözen birini gözlemlemek de iyidir. Birinci durumda nasıl davranmamamız gerektiğini görürüz, öteki ise bize nasıl davranacağımızı gösterir. Birini sevmez ve kaçınırız, ötekine saygı duyar ve gıpta ederiz.

Diğer insanları incelemek bir problemle ilgilenmenin alternatif yolları olduğunu görmemizi sağlar. Sadece bir yaklaşım yoktur.

Arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, akrabalarımız bize çeşitli durumlarla nasıl başa çıkılacağını ya da  başa çıkılamayacağını gösteren modellerdir. Beğendiğiniz insanları seçin, davranışlarını ödünç alın. Tabi körü körüne kopye etmek  çözüm değildir. Yaşadığınız öfke veya başka bir yıkıcı durum karşısında bu beğendiğiniz kişi nasıl davranırdı diye gözünüzün önüne getirin. Beğenmediğiniz tepkiler gösteren kişileri izleyin, onları aklınızda tutun, sizi çileden çıkaran bir davranış gördüğünüzde  “Ben de öyle görünüyor muyum acaba? Eğer öyleyse buna derhal son veriyorum” deyin.  

4- ROL DAĞITIMI


Bu da hayal gücünün başka bir kullanımı, davranışlarını beğendiğiniz birini seçin ve o anki probleminizde ona rol verin. Aynı koşullar altında nasıl davranırdı, rolünü nasıl oynardı? Bu insanı takdir ettiğinize göre olası davranış şeklinde sizin için bir ipucu bulunabilir.

Öfkeden köpürürken aklınıza Selda benim yerimde olsaydı ne yapardı deyin. O hemen tırnaklarını çıkarır ve saldırıya mı geçerdi?  yoksa…, karşısındaki haddini bildirmek için çileden çıkmış gibi bağırır, zehir zemberek kin kokan mektuplar mı yazardı” yoksa….


SONUÇTA….

Bir boğayı düşünün, boğa kolayca tahrik olur ve gözü hiçbir şey görmeden saldırıya geçer.
Matador ise sakin, dikkatli, eyleme geçmeden önce hesaplar.
Boğa nadiren kazanır.

Şimdi hangisi olmayı seçiyoruz?...

- Kışkırtıldığınız zaman bu kışkırtmayı hipotalamustan öndeki beyine gönderin.

- Gevşeme teknikleri uygulayın. Vücudunuzun daha çok oksijen almasını sağlayın, derin nefes alın, yürüyüşe çıkın, egzersiz yapın.

- Hiddetlerinizi, sizi kızdıranlara yapmak isteyeceklerinizle ilgili zararsız ve hatta komik fantezilerle boşaltın.

- Sizi öfkelendiren kişiye “dersini vermeye” kalkacağınıza, kızdığınız şeyi değiştirmeye çalışın. Barışı kaybederek savaş kazanmayın.

- Kısa vadeli ve dar görüşlü bir zafer uğruna öfkenizin sizi yoldan çıkarmasına izin vermeyin.

Derleyen

Canan Çakır

 

 

 

Yukarı
TÜTSÜ
Gönderildi 23/4/2004 22:05 (#68078 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Çocuk Sayısı: 3
SEVGİLİ CANAN HANIM,
NE OLURDU ŞU KONUYU BEN ALT KOMŞUMLA ÖĞLENLEYİN BİRBİRİME GİRMEDEN YAZSAYDINIZ...:pull:

BELKİ OKUYUP BİRAZ AKILLANIRDIM DA ZIRT PIRT YERE ÇATAL BİLE DÜŞÜRSEM KAPIMA DAYANAN KADINA O KADAR ÇIKIZMAZDIM BELKİ...
DAYANAMADIM ARTIK...VER YANSIN ETTİM RESMEN...
AMA YARIN YİNE GELİRSE OKUDUKLRIMI DİKKATE ALACAĞIM...


TEŞEKKÜRLER:ohh: :ohh:



ASABİ ÜST KOMŞU AYLİN VE SESLİ ADAMLARI CİNCİNLER:eyk:
Yukarı
Canan Çakır
Gönderildi 23/4/2004 23:21 (#68091 - Cevapladığınız Konu : #68078)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Kıdemli Üye

Mesajlar: 6689
50001000500100252525
Bulunduğunuz yer: Balıkesir
Çocuk Sayısı: 3
Aylinciğim hadi pratik yapalım.

Kapı çaldı ve açtın. karşında alt komşun, büyük ihtimalle sana gürültü için çıkışmaya geldiğini biliyorsun. Doğal olarak hemen gardını aldın, suratını astın ve komşunun ağzını açmasıyla senin öfken tepene fırladı ve sen de lafı onun ağzından aldın, bütün öfkeni haykırdın.

Neyi halledebildiniz. O sana daha kızgın ayrıldı oradan ve sen de şimdi ona daha kızgınsın. Şimdi o üst katından gelecek gürültülere daha da duyarlı ve tepkili olacak, sen ise hem kızgınlığını taşıyacaksın hem de bir daha gelmesin diye gürültüyü önleme stresi ile daha çok yıpranacaksın.

Bunun yerine ne yapabilirdin.

Kapı çaldı açtın. Karşında komşun, büyük ihtimalle gürültüden şikayet etmeye geldiğini tahmin ediyorsun. O tam konuşmaya başladığı sırada sen yüzünde kocaman bir gülümseme ile "Hoşgeldiniz" diyorsun. kendi kapıdan hafifçe geri çekilip ona içeri girebilmesi için hem söz hem de beden dilinle davet ediyorsun.

Büyük ihtimalle şaşıracak ya girmeyeceğim diye ağzında geveleyecek veya içeri girecektir. Bu durumda sen hemen söze girişip, "haklısınız sizi çok rahatsız ediyoruz, ama inanın gürültü olmasın diye o kadar çok uğraşıyorum ki, çocuklar da çok küçük daha, bir türlü anlamıyorlar" dedikten sonra, içerden çocukları çağırıp, "bakın .... teyze gelmiş, hadi hoşgeldin deyin" dedikten sonra " Size ne ikram edeyim " diye devam ediyorsun. Büyük ihtimalle az sonra çok farklı bir konuda sohbet ediyor olabilirsiniz.

Tamam pratik bitti, böyle bir diyaloğun sonunda ne olurdu. En azından birbirinizi tanımaya ve anlamaya yaklamış olurdunuz. O belki seni ve çocuklarını tanımış olmasından dolayı bundan sonra gürültülerinize hoşgörü geliştirebilirdi ve sen de devamlı aman gürültü oluyor, şimdi yine kapıma gelir endişeleri içinde yaşamaktan sıyrılabilirdin.  

Tamam en böyle yapmadın, peki herşey bitti mi? Hayır yeniden deneyebilir, bir gün önceki davranışından dolayı üzgün olduğunu ifade edip aynı senaryoyu yeniden ve biraz farklarla geliştirebilirsin.

Böylece birbirinizi tanımış, anlamış olursunuz. Anlamak ise hoşgörüyü getirir.
Yukarı
TÜTSÜ
Gönderildi 24/4/2004 15:39 (#68122 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Çocuk Sayısı: 3
VALLA SAĞOLUN..YAZINI OKUYUNCA ŞÖYLE BİR SİLKİNDİM.DÜN O KADAR ANİ PARLADIM Kİ GECE UYKU TUTMADI.VALLA O SAATE İNİP ÖZĞR DİLEYECEKTİM.AMA HATAMI EN KISA ZAMANDA TELAFİ EDECEĞİM..
YAZIK YA NASIL PARLADIM KADINA...VALLA ŞAŞTI KALDI ZAVALLIM...TÜM İÇTENLİĞİMLE BU DA BANA:errr: :errr:



TEŞEKKÜRLER...AKLIMI BAŞIMA GETİRDİĞİNİZ VE DÜŞÜNMEMİ SAĞLADIĞINIZ İÇİN..
YA BİR İNSANI KIRMAK NE KOLAY..ALLAHIM NE DENSİZİM BEN...
KEŞKE 12 NUMARALI KOMŞUM ŞU SATIRLARI OKUSA...SAHİDEN ÇOK PİŞMANIM...:(




AYLİN VE CİNCİNLERİ:eyk:
Yukarı
ÖGEDAY-TOLUY
Gönderildi 24/4/2004 22:36 (#68153 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?


Onur Üyesi

Mesajlar: 5904
5000500100100100100
Bulunduğunuz yer: TÜRKİYE
Çocuk Sayısı: 2
Çabuk parlayan biri olarak bu yazı benim çok işime yarayacak.
Yukarı
ravza
Gönderildi 24/4/2004 23:39 (#68161 - Cevapladığınız Konu : #68153)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Onur Üyesi

Mesajlar: 4446
2000200010010010010025

Çocuk Sayısı: 1

GENELDE ÖFKESİNİ İÇİNE ATAN BİRİ OLARAK BEN DEMEK Kİ DOĞRU YAPIYORMUŞUM KISMEN DE OLSA..AMA TEBİİ BENİMKİ ÖFKEYİ İÇİMDE ERİTMEK DEĞİL DİREKT OLARAK İÇİME ATMAK KARŞIMDAKİNİN HABERİ BİLE OLMUYOR KIZDIĞIMDAN ÇOĞU KEZ..

BENİM DE DOĞRU YOLU BULMAMA VESİLE OLDU BU YAZI.TEŞEKKÜRLER CANAN HANIM..



Düzenleyen ravza 24/4/2004 23:39
Yukarı
Canan Çakır
Gönderildi 25/4/2004 00:09 (#68167 - Cevapladığınız Konu : #68161)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Kıdemli Üye

Mesajlar: 6689
50001000500100252525
Bulunduğunuz yer: Balıkesir
Çocuk Sayısı: 3
Arzu çok haklısın, burada sözünü ettiğimiz şey "öfkeyi içimize atmak, bastırmak" değil, eğer öfkeyi içimize atar ve bastırırsak bu kronikleşir, bir gün ummadık bir anda, uygunsuz bir zamanda patlayıveririz.

Öfkeye kapıldığımızda olayları doğru yargılayamaz, yetersiz davranırız. Ani kararlar vermeye eğilimli olur, hata yaparız. Kronik öfke bastırıldığında patlamaya hazır bir volkana benzer. İçimizde gizlice varlığını sürdürerek baş ağrılarına, uykusuzluğa, ülserlere ve buna benzer bir dizi rahatsızlığa sebep olur.

Öfkemizle başa çıkmayı, onunla aklımızla ilgilenmeyi, kendimiz için olumlu duygulara dönüştirmeyi ve bir anlamda da senin yazdığın gibi kendi içimizde eritmeyi başarabilmeliyiz.

Yukarı
Canan Çakır
Gönderildi 25/4/2004 00:12 (#68169 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Kıdemli Üye

Mesajlar: 6689
50001000500100252525
Bulunduğunuz yer: Balıkesir
Çocuk Sayısı: 3
Sürekli öfkeli olmak bir alışkanlık olabilir mi?

Çoğumuzda bu alışkanlığı anne ve babalarımızı gözleyerek ediniyoruz. Anne babasını korkutucu veya yasaklayıcı olarak gören bir çocuk, ileride kendisi de anne ve baba olduğunda bu davranışı kopya eder. Neden? Çünkü bunun işe yaradığını bilir. Çocukluklarında üzerlerine eğilerek bağıran koca dev tarafından itiaate ve boyun eğmeye zorlanmışlardır, şimdi de aynı şeyi kendi çocuklarına yaparlar. Böylece öfke alışkanlığı kuşaktan kuşağa geçer.

Aynı insanlar otorite durumuna geldiklerinde de, kontrol edebilmek için öfkeye başvurabilirler. Emirlerindekileri öfke ile ve korkutarak yönetirler. Bazen de çocukluklarında kendilerine yöneltilmiş olan öfkenin acısını çıkarmak için öfkeyi kullanırlar.

Sizin de etrafınızda böyle örnekler var mı?
Yukarı
Handan Kamphuis
Gönderildi 25/4/2004 01:32 (#68181 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Onur Üyesi

Mesajlar: 11353
5000500010001001001002525
Bulunduğunuz yer: Calgary, Alberta, Kanada
Çocuk Sayısı: 6

Genelleme yapmak istemiyorum ama kendi yaşamımdan en yakın örneği vermek istedim. Benim babam subaydı, asker adam gülümsemezdi, kolunda eşini kolunu, elinde kesekağıdı taşımazdı, çocuğunun elinden tutmazdı kucağında götürmezdi...  Çünkü asker adam askerliği temsil etme sorumluluğu taşırdı, ciddi ve sert ifadeli olmalıydı... Duygularını sadece "öfke" şeklinde yansıtaması normal kabul edliyordu. Askere kızıp bağırabilirdi. Üstünün Ondan çıkarttığı öfkeyi astına yöneltebilirdi, "becerememişsin, yendiden yap!" diyebilirdi. Rica etmek, lütfen ve teşekkür etmek o zamanın o sıfatında normal sayılmıyordu.

Tüm iletişimler öfke taşır haldeydi, sanıyorum ilk başlarda bu duruma zorlanmışsa da sonradan alışkanlık haline gelmişti... Üniformasını giymesiyle bu öfkeli hali takınması da bütün haldeydi. Biz de bu durumu mesleğiyle bağdaştırmış kendimize yönelik diye görmemiştik hiç.

Biraz daha büyüdüğümüzde ve babam emekli olduğunda "hadi baba, gül biraz, gülümse biraz!" hatırlatmaları yapmak rahatlığına ulaştıydık. Kendisi de öfkeli ifade alışkanlığından sıyrılmaya başladıydı .

Bir acı olayda bu öfkenin babama faydasını da görmüş olduğumdan anlayışım artmıştı aslında...  Diyarbakırdaydık. Babam Siirt'te yaşayan (kendinden küçük kızkardeşi) halamın 4. çocuğuna hamileyken girdiği şeker komasından çıkamadığı haberini almıştı... Halamın hamile kalması sakıncalı ve doktor tarafından yasaktı ama eşinin getirdiği genç kuma hamile kalınca O da isyan içinde hamile kalmaya kalkışmıştı... Tıbbi müdahele için Diyarbakır'a getirilmesi gerekiyordu. Babam ambulansla gidip almıştı halamı. Halam daha 32 yaşındaydı... İki gün sonra babamın kollarında can verdiğinde babam kardeş acısını tüm olanlara öfkesiyle yer değiştirebilmiş olmanın uzattığı yardıma tutunmuştu. Akıtamadığı yaşlar hastahaneye, enişteye, yaşama öfke halinde yansıdıkca babam için sevinmiştim. En azından öfke göstermeye izni vardı...

Tabı bunları babasını dünyanın merkezi gören bir kız çocuğunun düşünce ve hisleriyle yaşamıştım. Şimdi düşünüyorum da cahil eniştenin bile tek başına kabahati yoktu belki... Denklemdeki herkes kabahatliydi. Dedem halamı okutmadığı için, uzakta bir şehre tanımadığı bir insana gelin olmasına zorladığı için kardeşleri engel olmadıklartı için, halam hastalığını bile bile 3 çocuğunu ortada bırakma pahasna hamile kaldığı için ne çok kabahat atacak insan var. Ama sanırım öfkeler aslında bireysel ve toplumsal olarak girişmemiz gereken sorunların emaresi, göstergeci...Bu şekilde bakarsak, öfkeler insanları çığırından çıkartmadan etkin yollara enerji gönderimini sağlarsak  faydası bile olabilir.

Bu yüzden Öfke, bir sorunu çözmekten çok, bir noktayı ispatlamaya eğilimdir sözünü haklı çıkartmamak için tek yolumuz duyguyu anında tanıyıp, tuzağına düşmeden, enerjiyi yeniden yönlendirmeyi sağlamamız olmalı bence.

Yukarı
TÜTSÜ
Gönderildi 25/4/2004 13:33 (#68189 - Cevapladığınız Konu : #68043)
Konu: RE: Öfke Nedir ve Nasıl Başa Çıkabiliriz?



Çocuk Sayısı: 6
CANAN HANIM,
DEDİĞİMİ YAPTIM...DÜN KOMŞUMLA OTURDUK PARKTA...ENİNE BOYUNA KONUŞTUK..ÇOK KIRILMIŞ...
AMA ARTIK EN AZINDAN KONUŞMAYI BECEREBİLDİK...
HATTA ÇAY BİLE İÇTİK BERABER...
NE DERSİNİZ BU FORUM İŞİME YARADI GALİBA...:oops

EN AZINDAN ÖFKEMİ YENEBİLDİM...

TEKRAR TEŞEKKÜRLER:ohh: :ohh: :ohh:


AYLİN VE CİNCİNLERİ:eyk:
Yukarı
Geçeceğiniz sayfa : < 1 2 3 4 5 6 ... >
Görüntelediğiniz sayfa 1 [10 sayfadaki mesaj sayısı]
Başka Foruma Geç :
Bu forumda arama yapmak için
Print edilebilir versiyon
Konuyu E-mail ile link olarak gönder

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları



(Bu siteye ait tüm cookieleri sil)