Üye Ol Anasayfam Yap
Bebek Kokusu'na Hoşgeldiniz. GİRİŞ. Şu anda sitemizde 3 kullanıcı online .
Sitemizin tüm özelliklerine ulaşabilmek için ÜYE olmanız gerekir.
Forumlar Sohbet
Arama Kayıt ol Giriş

Mazi kalbimde Bir Yaradır
Yöneticiler:

Geçeceğiniz sayfa : 1
Görüntelediğiniz sayfa 1 [10 sayfadaki mesaj sayısı]
Bir önceki konu :: Bir sonraki konu
Paylas   Çeşme Başı -> Filmler, Yönetmenler, OyuncularMesaj formatı
 
A.OZAN
Gönderildi 18/7/2013 15:38 (#3846606)
Konu: Mazi kalbimde Bir Yaradır



50005000500050005000500050002000100100
Bulunduğunuz yer: 23 derece 44 dakika yamuk bir gezegende
Çocuk Sayısı: 1
Mazi kalbimde bir yaradır.
Ne hoş cümle ama. Şarkı söylemiycem korkmayın. Zaten bu sesle söylersem önce kendim ölürüm korkudan. Başlık, eski yeşilçam melodramlarındaki Filiz Akın’ı hatırlatır bana. Donuna damla kaçıran sümüklü velet iken izlediğim bol şarkılı, hüzünlü, yapay ama bir o kadar da zevkli melodram karelerdi onlar. Büyükada iyi ki varmış. Ediz Hun’un (ki bana göre soyadı yüzünden Tarkan tiplemesini Kartal Tibet değil Ediz Hun oynamalıydı) Hülya Koçyiğit’i ağaçların arasında kovaladığı başka yeri nereden bulacaktı filmciler? Senetle bonoyla ödeme yapılan, parklardaki banklarda son nefesini veren ( Yadigar Ejder bankta açlıktan öldü be abi) adı sanı unutulmuş figüranlardan tutun, haklı şöhret yapmış kötü adam Erol Taş’lar, Bakırköyde ki piyangocu Kirkor ( Kenan Pars), Atıf Kaptan’lar (ki gerçek adı Atıf Kaptan değil, Atıf Terzioğlu’dur. Atıf Kaptan adını ‘’Bir Millet Uyanıyor’’ filminde oynadığı kaptan rolünden sonra rolüyle özdeşleşmesi nedeniyle almış), Çilekeş ana Aliye Rona’lar, Şuh vamp kadın Suzan Avcı’lara varana dek kimler geldi kimler geçti.

Mazi kalbimde bir yaradır.
Araba çarpınca kör olup, aşık olduğu erkek öpünce gözleri patdadanak açılan Türkan Şoray, Yeşilçam’ı bizden sonrakilere anlatabilecek son aktrislerden biri. Vurdumu oturtan, at gibi koşan, sette rol icabı döveceği kızını yönetmen motor dediğinde gerçekten sağlam döven Fatma Girik’te var ama Sultan, benim için hala önünde eğilesi bir aktris ve kadın.

Mazi kalbimde bir yaradır.
Yıllarca imkansızlıklarla dolu ülkede sinema yapmaya çalışan Yeşilçam’ın neler çektiğini elbette o sektörün, o dünyanın içinde olan bilir. Ancak imkansızlıkları, çektiklerini anlamak aslında pek zor değil. Hiç değişmeyen kurşun seslerini 30 sene kaydeden Erkan Esenboğa’dan başka sesçinin olmadığı bir ülkede dublajlı film yapmak için çekilen eziyete bak! Virajı dönen arabanın sesinin hep aynı olduğu, fırlatılan ok sesini çıkardığı ıslık sesinin ağızla yapıldığı teknolojiyi kullanarak, tüm aktör ve aktrisleri neredeyse hep aynı sesin konuştuğu sektörün iki saatliğine seyirciyi tahta iskemleli yazlık sinemalara, Beyoğlu Elhamra’da çekirdek çitleyip sigara içerek gözü yaşlı hallere soktuğu bir dönemdi o yıllar.
(Nevin AKKAYA, Hayri Esen ve Abdurrahman Palay’ın sesleri ile tüm esas kız ve adamlar, Tüm kötü adamlar Saadettin Erbil)

Sinemanın türkiye’ye ilk geldiği yıllarda çekilen filmler 1965’e kadar sadece sinemalarda oynadı. Çünkü tv yoktu. Benim tv’de izlediğim ünlü sessiz sinema komikleri Laurel ve Hardy’yi, o dönemin tek dublajcısı olan ve dublajı ülkeye getiren Ferdi Tayfur (herkesin bildiği Ferdi Tayfur değil yanlış olmasın) seslendiriyordu ki, her iki karakteri de o seslendirerek zor bir iş yapıyordu. O dönemlerde Cahide Sonku ‘’Aysel Bataklı Dam’ın Kızı’’ rolünde Muhsin Ertuğrul’un başyapıtı haline dönüşecek ve sinemada melodram’ın miladı kabul edilecekti.

60 yılların melodramlarıyla aslında bolca da gişe yapan sinemada, ne olduysa bıçakla kesilir gibi kesilen bir kriz dönemi de yetmişli yılların başında geldi. Ben ergen dönemlerimde mahalle arası sinemalardan hatırlıyorum ki, sinema izleyicisi sinema salonundan kaçıran ve yaklaşık 10 yıl sürecek olan yarı komedi yarı avantür karışımı basit seks filmleri furyası başgösterdi. Aslında izleyiciyi salondan kaçıran cümlesi çok klişe bir cümledir ve kopyalanıp yapıştırılır. Kaçmasının nedeni her ne kadar sinemacılara kesilse de aslında dönemin siyasi ve ekonomik zorlukları, bizim şimdilerde sinemacı tiyatrocu olarak andığımız insanları açlıktan ölmemek için zorunlu olarak o tarza yöneltti.

Mazi kalbimde bir yaradır.
Tekmil imkansızlıklara rağmen yine de gülümsettiği kahkaha attırdığı da olmuştur Yeşilçam’ın. Vahi Öz horoza kravat takarken, Cevat Kurtuluş hayaletten korkarken, Şener Şen Badi Ekrem tipiyle zıp zıp zıplarken insanlar perdeye bakıp şimdilerde kimsenin gülmediği kadar çok gülüyorlardı. Üstelik o gülüşler çok da sıcaktı be azizim, bizim evde götünden kahkaha atan hiç olmadı. Herkes tv de gördüğü o filmlere gerçekmiş gibi hakkını vererek güldü. Ağlarken de edebiyle samimiyetiyle ağladı.

Mazi kalbimde bir yaradır.
Yıllar sonra filmlerin yapım aşamlarını dinledik perdede gördüğümüz ya da arka planda çalışan ustalardan. Malkoçoğlunun atıyla duvarı kırarak geçtiği sahnede duvarcının duvarı harçla ördüğünü ama set ekibinin bundan haberi olmadığını anlattılar bize. Duvara atla çarpan Cüneyt Arkın’ın kaşının açıldığını, atının beyin travması geçirdiğini öğrenince hem üzüldük hem belli belirsiz güldük. Susuz Yaz’da Erol Taş’ın finalde boğulduğu kanaldaki borudan cesedinin geçmesi gerekirken Taş’ın gömleğinin çalı çırpıya takılıp boğulmak üzereyken set ekibi tarafından kurtarıldığını öğrendik. Kadir İnanır’ın yağmur altında sevgilisiyle romantik dakikalar geçireceği sahnede tankerde suyun bitince kış vakti ıslak elbiselerle donduklarını duyduk.

Hepsinden önemlisi bu insanlardan hiçbirinin aklından zoru yoktu. Hepsi severek yaptılar işlerini azizim. Para kazanmak için yapılmazdı bu iş. Ruhlarının bir parçası sinemaya aitti. Çünkü böyle doğmuşlardı. Sonradan sinemacı olmadı hiçbiri. Sonları ne olursa olsun, hep birileri tarafından hatırlandılar. Bedeli ölmek bile olsa.
Yukarı
Geçeceğiniz sayfa : 1
Görüntelediğiniz sayfa 1 [10 sayfadaki mesaj sayısı]
Başka Foruma Geç :
Bu forumda arama yapmak için
Print edilebilir versiyon
Konuyu E-mail ile link olarak gönder

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları



(Bu siteye ait tüm cookieleri sil)