Bir çoğumuz hayatımızı  üzerimize yapışan olumsuz duygusal alışkanlıklarla bir"> Olumsuz Duygusal Alışkanlıklarımız
Olumsuz Duygusal Alışkanlıklarımız
-
Bu olumsuz duygular bize katran gibi yapışırken olumlu, sağlıklı, mutlu hislerimizin o kadar kırılgan ve geçici olması çok gariptir. Olumlu duygular korkularla parçalanır ve

Home

Bir çoğumuz hayatımızı  üzerimize yapışan olumsuz duygusal alışkanlıklarla birlikte geçiriyoruz. Hatta bu alışkanlıklarımıza o kadar bağlanıyoruz ki,  sanki kimliğimiz bu olumsuzluğa bağlıymışçasına onlara sığınıyoruz.

 

En sık rastlanan olumsuz duygusal alışkanlıklar bunalım, suçluluk, reddedilme korkusu, kaygı, kendini değersiz görme, öfke, çaresizlik, kendine eziyet ve çeşitli korkulardır.

 

İnsanları bunların dışında da sürekli bir kötümserliğe ve umutsuzluğa sürükleyen en az bir düzine daha olumsuz duygusal alışkanlık mevcuttur.

 

Peki nedir olumsuz duygusal alışkanlık dediğimiz şey? Bütün alışkanlıklar gibi öğretilmiş bir tepkidir. Sürekli tekrar yüzünden otomatik olarak ve düşünmeden yaptığımız bir şeydir.  Uyuşturucu müptelası kişiler eroin ya da diğer tehlikeli maddelere bağımlıdırlar. Ve bir çoğumuz uyuşturucu müptelasının iğneye veya hapına uzanması gibi duygusal bağımlılıklarını ararlar hep. Ve tıpkı uyuşturucu alışkanlığı gibi duygusal bağımlılık da hayatımızı yönetir ve zarar verir.

 

Kötü duygusal alışkanlıklar hileli zarla oynayan rakibin karşısında sürekli kaybetmeye benzer. Oynamaya devam ettiğiniz sürece kazanamayacağınız kesindir.

 

Bu olumsuz duygular bize katran gibi yapışırken olumlu, sağlıklı, mutlu hislerimizin o kadar kırılgan ve geçici olması çok gariptir. Olumlu duygular  korkularla parçalanır ve derhal yerlerine olumsuz duygular geçirilir.

 

Herşeye olumsuz bakmak bazılarımızda öylesine yer etmiş ki, geçmiş mutlu yaşantılarımızı bile reddebiliriz. 

“Eğer kocamdan boşanırsam, beraber geçirdiğimiz bütün o harika yıllar anlamsız demektir.”

“Ben bu dönem terfi edemedim, harap oldum, yazıklar olsun bunca yıllık emeklerime”

“Onun için bütün yaptıklarımdan sonra, bana teşekkür bile etmedi, bunu unutamıyorum”

“Dokunduğum her şey başarısız oluyor”

“Ne zaman mutlu olacağım”

“Mükemmel olamamaktan korkuyorum, bu yüzden hiç denemiyorum bile”

 

Peki neden böyle bu? Olumsuzu vurgulama saplantımız nereden kaynaklanıyor, Neden dünyayı hep kara gözlüklerin arkasından görüyoruz?

 

En önemli sebeplerden biri, yetiştirilme tarzımızın da bize böyle hissetmeyi öğretmiş olması.

 

Annemi Babamı mutlu edemiyorsam, bu benim suçumdur.

Eşim başka bir kadınla ilişkiye girerse, ben çekici değilimdir.

Çocuğum zayıfsa, ben iyi bir anne değilimdir.

Arkadaşım benim doğum günümü unuttu, demek ki yanlış arkadaş seçmişim.

 

Eğer olumsuz düşünme öğrendiğimiz bir davranışsa öğrenmememiz de mümkündür. Yani değişebiliriz. Duyguların dünyasında hiç bir şey tamamen doğru veya tamamen yanlış olamaz.

 

Duygusal ortamımızı, ailemiz, işimiz, arkadaşlarımızla ve hayata bakışımızla kendimiz oluştururuz.

 

Olumsuz bir çevre oluşturup içine batmak da, olumlu bir ortamda başarılı olmak da bizim elimizdedir.


 

Derleyen Canan Çakır

Absolute News Manager : news publishing software and web content management system by Xigla Software

The article has been moved here