Şeffaf Sağlık Kaynağı

Bir kişi yemek yemeden dört hafta yaşayabilir ama su içmeden sadece dört gün. Pek çok mineral içeren, organların iyi çalışmasını sağlayan, şişmanlığın düşmanı olan su stresi bile önlüyor! Ama doğru zamanda, doğru miktarda içmek şart. Çünkü azı da zarar fazlası da

VÜCUDUMUZUN yüzde 70'ini oluşturan su, yaşamın sürdürülmesi için temel besinlerden en önemlisi. Vücudun ısı dengesi, hücre içi yaşamın devamı, besinlerin yakılması, sindirilmesi suya bağlı. Su aynı zamanda vücuttaki toksinlerin temizlenmesinde de etkili. Hal böyle olunca az su içilmesi ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarılıyor. Bugün pek çok hastalığın zemininde bedendeki dehidratasyon denilen su eksikliği olduğu artık biliniyor.

SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRIR

İnsan vücudu, yemek yemeden dört hafta kadar yaşayabilirken, sadece 3-4 gün dayanabiliyor. Vücudun üçte ikisi sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2 buçuk litre suya ihtiyacı bulunuyor. Bir yetişkin günde yaklaşık 10 bardak su kaybediyor. Bu sebeple kaybedilen suyun yerine yenisinin konulması gerekiyor. Her ne kadar diğer içeceklerden su ihtiyacımızı karşıladığımızı düşünsek de kahve, çay ya da kolalı içecekler aslında birer idrar söktürücü. Bu içecekler vücudun ihtiyacı olan suyu kaybetmesine neden oluyor.

Su miktarı azaldıkça vücutta depolanan yağ miktarı da artıyor. Çünkü böbrekler yeterli miktarda su alamazlarsa iyi çalışıyor. Bu görev de karaciğere yükleniyor. Karaciğer böbreklerin görevini üstlenirse daha az yağı enerjiye dönüştürüyor. Bu da zayıflamayı son derece olumsuz etkiler. Vücut özellikle geceleri uzun süre susuz kaldığı için sabahları uyandığınızda hemen bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Öğle ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz bir bardak su mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir.

Vücuttaki suyun azalması ayrıca astım, alerjiler, stres, yaşlanma, kabızlık, mide yanması, hipertansiyon, baş ağrıları, adale zayıflaması ve metabolizma da bozukluklara da davetiye çıkarıyor. Susuzluğun belirtileri halsizlik, zihin bulanıklığı, midede, sırtta ve eklemlerde ağrı olarak kendini gösteriyor. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrarın rengini takip etmek. Açık renkli idrar su ihtiyacının doğru karşılandığını gösteriyor. Eğer idrarın rengi koyuysa bu yeterince su alınmadığı anlamına geliyor.

FAZLASI DA ÇOK ZARARLI

Su kalori içermez. Bu sebeple diyetlerde önemli bir içecek. Ama su içerken abartmamak gerek. İçilen su miktarı dört veya beş litrenin üzerine çıkarsa vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çünkü böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olarak, vücuttaki kalsiyumun atılmasına yol açar. Öte yandan bedenin ihtiyaç duyduğu vitaminler de kaybedilir. Sudaki kristal maddeler ise aşırı tüketim halinde böbreklerde birikerek taş oluşmasına neden olur.

Su olarak bahsettiğimiz şey aslında birçok sıvıyı da kapsıyor. Ayran, soda, bitkisel çaylar, taze meyve ve sebze alarak da vücudumuza su girişini sağlamış oluruz. Suni tatlandırılmış limonata ve nektar suları pek sağlıklı değil. Diğer içeceklerden su almak yerine suyu olduğu gibi doğal olarak içmeliyiz veya su yerine tuzsuz ayran içebiliriz.

KİLOYA GÖRE SU İÇİLMELİ

Vücudun su toplamaması yani ödem yapmaması için, yine bol miktarda su içmek gerekir. Bilinen en iyi diüretik (idrar söktürücü) sudur. Uzmanlar insanların kilosuyla orantılı bir biçimde su içmesi gerektiğini söylüyor. 1 kg için yaklaşık 40 ml. su içilmesi şart. Yani 70 kilo olan bir kişinin günde en az 2.5-3 litre su içmesi gerekiyor. Özellikle egzersiz yapıyorsanız, öncesinde en az 500 ml, egzersiz sırasında 250 ml. ve sonrasında da 500 ml. su içmeniz gerekiyor. Ter olarak kayıp ettiğiniz su miktarını mutlaka yerine koymalısınız.




CİLDİ PARLAK GÖSTERİR


CİLDİMİZİN yüzde 50 oranında su barındırdığı bir gerçek, ancak bu oran yaş ve cinsiyete göre değişebiliyor. Bebeklerde bu oran yüzde 80'lere çıkarken, yetişkin erkeklerde yüzde 60, kadınlarda ise yüzde 50 civarında. Derinin epiderm (üstderi) tabakasındaki su miktarı altderi tabakasına göre iki misli fazla. ve cildin parlak ve ışıltılı görünmesinde başrolü oynuyor. Vücuttaki su, her şeyden önce acil durumlarda organizmanın yıkanmasını sağlayan bir 'kaynak' olarak devreye girer. Temel görevleri arasında vücut ısısını düzenleme ve cildi sağlıklı tutma sayılabilir.


BANYO SUYU SICAKLIĞINA DİKKAT EDİN


GÜNÜN tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmak için yapmanız gereken en önemli şey bol köpüklü bir banyo. Suyun rahatlatıcı etkisi, aslında sandığımızdan çok daha fazla. Ancak suyun sıcaklığı 33 ila 37 derece arasında olmalı. Zira çok sıcak su bazı dolaşım bozukluklarına neden olarak kalbi zayıf olanlar üzerinde ise daha kötü etkiler yaratabilir. Bunun yanı sıra çok soğuk suyun da bazı zararları var. Özellikle yaz aylarında tercih edilen soğuk su, serinletmek yerine aksine terletir. Kan damarlarının önce daralmasına, ardından hemen genişlemesine neden olur. Su ciltteki yağ kaybına yol açtığı için banyoda çok uzun süre kalmak da zararlı.


YARARLARI SAYMAKLA BİTMİYOR


Açlığı bastırır.

Vücut ısısını düzenler.

Oksijen, hormonlar. besin maddeleri ve mineraller içerir.

Toksin ve diğer atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.

Dolaşımı olumlu yönde etkiler.

Eklem aralığındaki sıvıyı besler.

Saç, göz ve cildi besler.

Organ ve dokuları korur.

Böbreklerin iyi çalışmasını sağlar.

Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijenin kan yoluyla kaslara taşınmasını kolaylaştırır.

Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinleri sindirir.

Cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır.


BebekKokusu
http://www.bebekkokusu.com/