Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Çocuk ve Aile Gelişimi - Biz Gelişirken
 

Paylaş Yorumla

Annelerin Çocuklarla İlgili Endişeleri

Anneye olan bağlanmanın bebeklikte zedelenmesi, yaşam boyu duygusal ve zihinsel gelişmeyi olumsuz etkileyerek depresif kişiliğe zemin hazırlar

İnsan yavrusu yaşayabilmek için bakıma muhtaçtır. Bakımın devamlılığının zedelenmesini işaret eden herhangi bir tehlike, canlı tarafından varlığını kaybetme endişesine yol açar.

Üstelik anneye olan bağlanmanın bebeklikte zedelenmesi, yaşam boyu duygusal ve zihinsel gelişmeyi olumsuz etkileyerek depresif kişiliğe zemin hazırlar. Ayrıca, çocukların yetişkinlerin davranışlarının sebeplerini sezebilme yeteneklerinin olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, uzun süreli annelerinden ayrılan bebeklerin duygusal ve zihinsel gelişmelerinden başka, sosyal adaptasyonlarının da etkilenmekte olduğunu kanıtlayan çalışmalar mevcuttur

Sonuç olarak, çocukların davranış repertuarı birlikte oldukları yetişkinlerin, ki burada annenin önemi yadsınamaz, sosyal davranış ve tutumları ölçüsünde gelişir, genişler. Dolayısıyla, çocuğun sosyo-psikolojik gelişmesi üzerine annenin etkilerini araştırma konusu yapmış çok sayıda çalışma mevcuttur Ancak, anne-çocuk ilişkisinde, anneyi etkileyen faktörleri araştıran çalışmalar çok az sayıda ve yetersizdir

Her ne kadar, annenin çocuğuna olan bağlılığı bebeğin annesine olan bağlanmasına eşdeğer bir terim olarak öne sürülmüşse de, bu iki kavram daha tanım aşamasında birbirinden farklıdırlar.

Birincisi; çocukların annelerine olan bağlanmasında esas olan çocuğun yaşamak için bakıma (anneye) muhtaç olma gerekliliği varken, annelerin çocuklarına olan bağlılıklarında annenin yaşamak için çocuğuna muhtaç olması söz konusu değildir. İkincisi; annelerine olan bağlanmanın zedelenmesi halinde, çocukların hissettiği ayrılma anksiyetesine benzer bir anksiyete, annelerde bugüne kadar tanımlanmamıştır.

Öte yandan, anne-çocuk bağının, yeterli annelik için olmazsa olmaz şartlardan biri olduğu bilinen bir gerçektir. O halde, bir canlının sorumluluğunu sabırla alıp devam ettirmenin temeli olan bu bağı zedeleyecek herhangi bir durumda, annenin davranışlarını etkileyecek güçte bir sıkıntı ve endişenin ortaya çıkması beklenmelidir.

İşte buradan hareketle, yukarıda sözü edilen çalışmada, anne-çocuk ilişkisi bağlamında anne davranışlarını etkileyen faktörleri saptamak amaçlanmıştır.

Annelerin üzerindeki ekonomik stresi bertaraf edebilmek amacı ile çalışma, İstanbul’un mutena semtlerinden birindeki özel bir ilköğretim okulunun birinci sınıfına kayıt yaptırmış 6 yaş civarındaki okul öncesi çocuklar ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada, çocukların düşünceyi işleme ve sembolleştirebilme zihinsel yetenekleri sözel sorular ve Goodenough-Harris testi ile saptanmış ve çocuklar kendi aralarında ortanın üstü ve ortanın altı zihinsel gelişme gösterenler olmak üzere gruplandırılmışlardır.

Annelerin, klasik olarak belirlenmiş olan, aşırı koruyucu-kollayıcı, demokratik, otoriter ya da ev kadınlığını reddeden yani ilgisiz tutum ve davranışları olmak üzere 4 değişik davranıştan hangisini benimsemiş oldukları Aile tutum ölçeği ile belirlenmiştir.

Annelerin ev içinde çocuklarına olan tutumları, çocukların cinsiyeti, son bir yıl içinde devamlı anaokuluna gidiyor ya da gitmiyor olmaları ve ortanın üstünde ya da altında zihinsel gelişme göstermeleri dikkate alınarak, ayrıca değerlendirilmiştir.

Araştırmalar; Annelerin çocuklarına olan tutum ve davranışlarının çocukların özelliklerinden önemli ölçüde etkilendiğini ortaya koymuştur, annelerin zayıf çocuklarını ki bu çalışmada ortanın altı zihinsel gelişme gösteren çocuklardır, ret değil aksine aşırı kolladıkları lehine tezahür etmiştir. Çocuğun annesinden uzak olması ki, bu çalışmada anaokuluna gidiyor olmasıdır, annelerin aşırı koruyucu kollayıcı tutumlarının artmasına yol açmaktadır.

Çalışma sonuçları, annelerin tutumlarının çocuğun cinsiyetine göre de değişmekte olduğu lehinedir. Annelerin erkek çocuklarına karşı birbirine zıt tutumlar sergilemekte oldukları anlaşılmıştır. Şöyle ki; erkek çocuk anneleri hem koruyucu ve kollayıcı tutumu benimserken aynı zamanda ev kadınlığını reddetmekte ve çocuğa ilgisiz davranmaktadırlar. Benzer şekilde, hem otoriter aynı zamanda demokratik tutumu benimsemek arasında bocalamaktadırlar.

Oysa kız çocuk annelerinin; ya demokratik ya da otoriter, veya koruyucu ya da ilgisiz olmak gibi birbiri ile çelişmeyen tutum içinde oldukları anlaşılmıştır.

Erkek çocuk annelerinin birbiri ile çelişen tutum ve davranışlar arasında bocalamarının sebebi olarak, erkek çocukların kız çocuklara göre daha hareketli, haşarı, agresif ve kontrolü zor olmaları kabul edilmiştir. Yani, annelerin koruyucu kollayıcı ya da demokratik olma istekleri, erkek çocukların kontrolü zor davranışları ile sekteye uğramakta, sonuç olarak annelerin içgüdüsel arzularını pratikte uygulayamadıkları görülmektedir.

Annelerin birbirine zıt tutumları arasından, içgüdüsel arzularının erkek çocuklarını koruyucu kollayıcı ve onlara demokratik davranmak şeklinde olduğu varsayımı ise, erkek çocukların anneden ayrılma halinde kızlardan daha çok olumsuz etkilendikleri gerçeğine dayandırmıştır. Çünkü, erkek bebeklerin annelerinden ayrılmaları halinde, kızlara göre daha fazla olumsuz etkilendiklerinin ve bu olumsuz etkinin yaşam boyu devam edecek güçte olduğunu davranışsal ve moleküler düzeyde kanıtlayan hayvan çalışmaları dahil pek çok çalışma vardır.

Her ne kadar, erkek çocuğun soyun devamı olarak kabul edildiği geleneksel görüşünün sosyo-biyolojik temelleri henüz bilinmiyor ise de, erkek çocukların anne ayrılığından daha fazla olumsuz etkilenme gerçeğinin annelerin oğullarına karşı içgüdüsel olarak daha duyarlı olmalarına yol açmada oynadığı rolün aydınlatılmasına ihtiyaç vardır.

Sonuç olarak, annelerin oğullarına ve zayıf çocuklarına (ki bu çalışmada ortanın altı zihinsel gelişme gösterenlerdir) ve kendilerinden uzakta olan çocuklarına (ki bu çalışmada anaokuluna devam edenlerdir) daha koruyucu, kollayıcı ve daha demokratik bir tutum sergiledikleri anlaşılmıştır.

Etkisiz ve yetersiz olduğunu hissettiği hallerde, annenin yavrusunu koruyamayacağı endişesi ile koruyucu tutumunu arttırma gereksinimi hissettiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de PARI testine verdikleri yanıtlardan, annelerin kendilerini çocuklarını korumada yetersiz ve etkisiz hissettiklerinde; sıkıntı yaşadıkları anlaşılmaktadır.

Annelerin bu davranışı, davranışbilim açısından değerlendirildiğinde; bunun canlının kendi genetik materyaline sahip diğer bir canlıyı koruma filojenik davranışı olduğu kabul edilebilir. Annelerin; anneden ayrıldığında kızlara göre daha çok örselenen erkek çocuklarına karşı daha koruyucu olma eğilimlerinin altında da, benzer davranışın olduğunu öne sürmüştür.

Anne-çocuk bağının zedeleme ihtimali olan herhangi bir sinyal, anne tarafından onun etkili ve yeterli anne olamayacağı tehlikesi olarak algılanmaktadır. Bu bakış açısından bakıldığında, anne-çocuk bağı çocuğun annesine olan bağlanmasına eşdeğer olmalıdır. Çünkü, çocuklarına olan annelik bağının zedelenme ihtimali karşısında anneler de tıpkı çocukların annelerinden ayrılmalarında ortaya çıkan ayrılma anksiyetesine benzer şekilde bir endişe, bir sıkıntı, bir anksiyete yaşamaktadırlar.

Çocuğun ayrılma anksiyetesinin çocuğun kendi yaşamının devamlılığına odaklanmasında olduğu gibi annelerin çocuklarına olan bağı kaybetme anksiyetelerinin de genetik materyale sahip olan canlının yaşamının devamlılığına, bir başka deyişle gelecek kuşakların devamlılığına odaklanmakta olduğu bu çalışma sonuçlarına bakılarak kabul edilebilir.

Her ne kadar çocuğun ayrılma anksiyetesi, annenin devamlılığı kavramının kazanılması, ya da bir başka deyişle, çocuğun kendi yaşamını devam ettirebileceği yaşa gelmesi ile birlikte ortadan kalkmasına rağmen, annenin kaybetme anksiyetesinin süresi, eğer yaşam boyu değilse, araştırma konusu olmalıdır.

Sonuç olarak, annenin çocuğuna olan bağının zedelenme olasılığı, annede kaybetme anksiyetesine yol açmakta ve çocuğunu koruma kollama davranışını arttırmaktadır. Bir başka deyişle, çocuğunun psikososyal gelişmesini etkileyen annelerin davranışları, esas olarak çocuğun kendi özelliklerinden etkilenmektedir.

Doç.Dr.Sabiha Paktuna Keskin

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 1 yorum
tülay - 2005/09/04
araştırma sonuçlarının daha fazla kişiye ulaştırılmasının gerektiğineinanıyorum.özellikle çocuk-aile ile çalışanlar başta olmak üzere.anne çocuk arasındaki bağın daha çok cocuğun tarzına göre şekillendiğini- genellikle-gözlemliyoruz.bir de odipus dönemindeki bağlanmanın tek taraflı değerlendirilmediği araştırmalar var mıdır?yani bu dönemin de soyu sürdürme gerekliliği açısından ileriye dönük anlam taşıyıp-taşımadığına dair.(evrimsel gerekircilik açısından)neden hep bu dönem sadece çocuk taraflı ele alınır merak içindeyim.


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları