Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
 

Paylaş Yorumla

Hayatınız Yeni Bir Anlam Kazanacak...

Çocuğunuzun has­talığı hakkında gerçek bilgilere ulaşma çabasına gire­ceksiniz. Bu gerçek, ne kadar acı da olsa, onu göğüs­lemeye hazır hissedeceksiniz kendinizi.

Size çok iş düşüyor! İşleyen demir misali, Hayatınız yeni bir anlam kazanacak.

Depresyondan kurtulduğunuz sabah büyük bir enerjiniz olduğunu farkedeceksiniz. Çocuğunuzun has­talığı hakkında gerçek bilgilere ulaşma çabasına gire­ceksiniz. Bu gerçek, ne kadar acı da olsa, onu göğüs­lemeye hazır hissedeceksiniz kendinizi. Çocuğunuza en iyi tedavi şeklini aramaya başlayacaksınız. Bir eş ve anne olduğunuzu hatırlayacaksınız. Evinizin direği şimdi, sizsiniz. Evinizin bozulan düzenini toparlaya­cak kişi de, siz olacaksınız. İnanın bana bu şekilde hayatınız bambaşka bir boyut, bambaşka bir anlam kazanacak.

Eşinizin duygusal olarak sizden daha güçsüz oldu­ğunu göreceksiniz. Sakın onu ilgisizlikle ve size yar­dımcı olmamakla suçlamayın. Sizden daha derin ve duygusal bir yıkım yaşadığından emin olabilirsiniz. Umarsız gibi görülen davranışları işte bu yüzdendir. O halde, kendini toparlaması için onun sizden daha da uzun bir süreye ihtiyacı olabilir. Kendinize tanıdığı­nız 'şaşkınlıktan kurtulma süresini' ona biraz daha uzun tanımanız gerekebilir.

Bu anlayış yuvanızı kurtaracaktır. Çünkü, böyle bir durumda parçalanan çok aile gördüm. Bazı büyük so­rumluluklar herkes tarafından kolay karşılanamıyor. Ve, insanların nasıl reaksiyon vereceği belli olmuyor.

Varsa diğer çocuklarınız da şimdi size, eskisinden daha muhtaçlar. Siz hiç değilse duygularınızı dile ge­tirebilirsiniz. Onlar ise bunu yapamazlar. Onların gö­zünde bir şeyler olmaktadır ama ne? Anneleri ve ba­baları neden böyle değişmiştir? Ya anneleri ya da ba­balan onları terkedersel... Ya evlerine birşey olur­sa!... Öte yandan kardeşlerine ne olmaktadır? Ya kar­deşleri ölürse? Bu korku bizim ölüm korkumuza da benzemez. Ölüm çocuk için anlaşılamaz, karanlık bir duygudur. Onların ruhundaki tahribat boyutsuzdur. Böyle karmaşık korku dolu duygular ile diğer çocukla­rınız içlerine kapanırlar.

Herkese anlayış göstereyim derken bu arada sa­kın siz kendinizi ihmal etmeyiniz. Düdüklü tencere bi­le buhar çıkarmasa patlar. Sabrettim sabrettim so­nunda 'patladım1 demek başarı değildir. Önemli olan 'patlama' noktasına gelmeden sabredebilmektir. Ön­ce duygu ve düşüncelerinizi dile getirmekle işe başla­yın. Bu başlangıçta biraz zordur. Çünkü, duyguları­nızda öfke vardır, kırgınlık vardır, nefret vardır, kıs­kançlık vardır. Varsın olsun. Bu olumsuz duygulardan  dolayı kendinizi suçlamayın. Merak etmeyin, benzer durumlarda herkes aynı duygulara sahip oluyor. Sa­dece bir şeye dikkat edin: kendinizi ifade ederken başkalarını kırmamaya özen gösterin. Bunu yapabil­mek için kendinizi biraz eğitmeniz gerekecek. Siz ufak ufak işe başlayın, göreceksiniz, en olumsuz duy­gularınızı bile 'Ben böyle hissediyorum. Böyle hisset­mek istemesem de böyle hissediyorum. Bu elimde değil.' tarzında ortaya koyduğunuz zaman hem kim­seyi kırmayacak, hem kendiniz rahatlayacak ve daha da önemlisi sizin gibi hisseden pek çok kişinin varlığı­nı farkedeceksiniz.

Öte yandan, özel ve vazgeçilmez isteklerinizi yeri­ne getirmek için fırsatlar yaratın. Ben size tiyatrolarda konserlerde dolaşın demiyorum. Esasında, istiyorsa­nız ve hele imkanınınz da varsa, tabii ki onları da ya­pın. Fakat böyle aktivitelere fırsat yaratacak mali gü­cünüz ya da vaktiniz yoksa bile mutlaka yaşantınız-daki detayları süsleyin. Saçınıza başınıza, giyim ku­şamınıza özen gösterin. Yemek yediğiniz masanız yi­ne eskisi gibi şık olsun. Evdekilerin doğum günleri yi­ne neşe içinde hatırlanmaya devam etsin. Eşinizden bir demet kır çiçeği beklentiniz yine sürsün. O akıl et­miyorsa siz ona akıl ettirin. Bunlar için, önce enerjini­zi doğru kullanmayı kendinize öğretmelisiniz.

Bunları söylemenin kolay, uygulamanın zor oldu­ğunu yaşadım ve biliyorum. Ancak, imkansız olmadı­ğını da biliyorum.

Artık evinizde o eski incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden münakaşalar son bulur. Herkes hırçın si­nirlidir, ama ufak detaylar kimsenin ilgisini çekmez. Hatta çocuğunun basit bir kulak enfeksiyonu için ar­kadaşınızın neden bu kadar telaşlandığını anlaya­maz olursunuz. İnsanların basit kavgaları size artık anlamsız gelir. Ama böyle davrananları eskisi kadar kolay eleştirmediğinizi de farkedersiniz.

Bu arada, arkadaşlarınız da birer ikişer azalır. Bu biraz yardım edemeyeceklerini hissetmelerinden, bi­raz sizi rahatsız etmemek istemelerinden, biraz da hastalık muhabbetlerinin itici ve sıkıcı olmasından kaynaklanır. Bu yüzeysel dostlarınızı, o güne kadar nasıl olup da dost bildiğinize, siz de hayret edersiniz. Unutmayın, şimdi öyle kalabalık bir grupla tanışacak­sınız ki, istemediğiniz kadar geniş bir arkadaş çevre­niz olacak. Aynı sorunu paylaşan insanların dostluğu­nun ne demek olduğunu göreceksiniz.

Giderek, insanların her türlü duygu ve düşüncesini anlama yeleğinizin artmakta olduğunu farketmeye başlarsınız. Bir kitapta, psikiyatrist Gordon Alport'un insanın kendine olan öz-güveni, kendine olan inancı ve öz-saygısının önemini anlatan bir yazısını okumuş ve çok etkilenmiştim. O yazısında Alport, başkalarını anlayabilen insanların öz-güvenlerinin güçlü olduğu­na değiniyordu.

Oğlumun epilepsisi bana olgunlaşma fırsatı veri­yordu, sanki. Bunu değerlendirmeliydim. Şüphesiz ki keşke oğlum hiç hasta olmasaydı da ben de hiç olgun olmasaydım. En büyük tehlike de zaten sorunlara bu bakış açısıyla yaklaşmakta yatıyordu.

Oğlum epilepsi hastasıydı ve bu bir gerçekti.

En azından şimdilik bu gerçek değişmiyordu. Önümde iki seçenek vardı: ya huuu çekip ağlayacak­tım, ya da oğlum için savaşacaktım. Ben ikinci yolu tercih ettim. Baktım ki bu yolda kişiliğim olgunlaşıyor. Yaşama bambaşka bakabiliyorum. Çevremdekilere karşı son derece anlayışlı oluyorum. Onların sevinç ve kederlerini adeta ben yaşıyormuşum gibi hissede­biliyorum. Burada bu olgunluğa erişmeme vesile ol­duğu için iyi ki oğlum epilepsi hastası oldu demiyo­rum. İyi ki mücadele yolunu seçmişim diyorum.

Polyannacılık oynadığımı sanmayınız. Rahmetli anneanneciğim 'Kızım, hayatın boyunca limondan li­monata yapmasını öğren!' derdi. İnanın bana, sorun­larınızı lehinize çevirebildiğiniz ölçüde özgüveniniz ve yaşama sevinciniz artacaktır.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 0 yorum


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları